Uzmanlar ne diyor, nasıl önlem alınır?

Meltem Günay

Endüstriyel psikolog ve Teksas A&M Üniversitesi İşletme Bölümü eski profesörlerinden Dr. Anthony Klotz tarafından 2021’de ortaya atılan ‘Büyük İstifa’ dalgası, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de etkisini gösteriyor. Beyaz yaka çalışanlar özellikle pandemi sonrasında yeniden hayatlarını sorgularken, ait hissetmedikleri, anlam bulamadıkları işlerinden ayrılmayı seçiyor. Bu süreçte iş hayatının kuralları da değişirken, değişime direnen şirketler geleceklerini tehlikeye atıyor. Patronlar Dünyası, büyük istifa dalgasını konunun uzmanlarına sordu….

HERKES YAŞAMI YENİDEN SORGULAMAYA BAŞLADI

Türkiye İnsan Yönetimi Derneği (PERYÖN) Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Taşçı Firuzbay, özellikle pandemiyle birlikte dijitalleşmenin arttığını, çalışma hayatının yenilikçi modeller ile yeniden tasarlanmaya başladığını vurgulayarak,

“Pandeminin psikolojik esenliğimizi üzerinde yaratmış olduğu olumsuz etkiler ile herkesin yaşamı yeniden sorgulamaya başlaması, yaptığımız işlerdeki “anlam” arayışının çok daha fazla ön plana çıkması, uzaktan çalışmayla birlikte ülke sınırlarının ortadan kalkması ve iş gücü açısından farklı fırsatların çoğalması gibi çalışmanın ve çalışanın dünyasında tüm bu yenilikler oldu. Bu süreçte bazı şirketlerin bu yeniliklere ayak uydurmakta çevik davranmaması ve liderlerin gösterdiği bu direnç çalışanlar üzerinde olumsuz etkilere neden oldu, büyük istifa hareketini tetikledi” diye konuştu.

GÖZLERİNİ VE KULAKLARINI KAPATAN ŞİRKETLER KAYBEDİYOR

Çalışanların ‘anlam’ arayışlarına gözlerini ve kulaklarını kapatan şirketlerin ellerindeki yetenekleri kaybetmeye başladığının altını çizen Taşçı Firuzbay, ülkemizde yaşanan deprem tecrübesinde olduğu gibi kriz dönemlerinin aslında çalışanların, şirketlerinin kendilerine, topluma ve çevrelerine verdiği değeri çok net bir şekilde görebildikleri önemli bir dönem olduğunu vurgularak,

“Pandemi ve sonrasındaki süreçte de çalışanlar görev aldıkları şirketlerin kendilerine ne kadar değer verdiklerini çok büyük dikkatle izlediler. Çalışanlarına değer veren, onları önemseyen ve endişelerini dinleyip çözüm üreten, bir kurum kültürüne sahip şirketler bu sürecin kazananı oldular. Değişen trendlere ve çalışanların anlam arayışlarına kulaklarını ve gözlerini kapayan şirketler ise elindeki yetenekleri kaybetmeye başladılar” dedi.

TÜRKİYE’DE DE YAYILIYOR

Çin’den başlayan ‘Büyük İstifa’ dalgasının sosyal medyanın etkisiyle Amerika ve Avrupa’da olduğu gibi ülkemizde de yayıldığını vurgulayan Taşçı Firuzbay, sözlerini şöyle sürdürdü;

“Büyük istifayı, ‘sessiz istifa’, ‘rage appyling’ (öfkeyle işe başvurma) gibi pek çok akım takip ediyor. Bir çalışanın bir şirkette ortalama çalışma süresi önceki yıllara göre çok daha azalmış durumda. Şirketler arası yetenek transferi daha fazla görülmeye başlandığı gibi, küresel ekonomik krizin etkisiyle çalışma hayatından ayrılanlar da oluyor.

Dünya genelinde bir yetenek kıtlığından bahsederken, var olan yetenekleri elde tutmak ve yenilerini kazanmak insan kaynakları profesyonellerinin gündeminde daha öncelikli bir sıraya yerleşti.

HER BEŞ ŞİRKETTEN DÖRDÜ YETENEK AÇIĞI YAŞIYOR

ManpowerGroup’un global Yetenek Açığı Raporu’nun 2023 yılı sonuçları “her 5 şirketten 4’ünün yetenek açığı yaşadığını” ya da “işe alım yapmakta zorlandığını” ortaya koyuyor. Küresel çapta yetenek açığı ortalama yüzde 77 seviyesine ulaşırken bu oran Türkiye’de yüzde 72 olarak ölçümlenmiş. Bu sonucu geçen yıl ile kıyaslayacak olursak, Türkiye 5 sıralık bir iyileşme göstermiş. 41 ülke içerisinde 34. sırada yer aldığımızı görüyoruz.

Değişen trendler, geleneksel çalışma yöntemlerine meydan okusa da liderlere ve insan kaynakları birimlerine işgücünün ihtiyaçlarını nasıl destekleyecekleri, kapsayıcı, aidiyet duygusunu destekleyen bir işyeri kültürü oluşturmak konusunda çok daha yaratıcı olmak imkânı sundu. Bu durum şirketler arasındaki rekabetin de artmasına sebep oldu.”

İNSAN KAYNAĞI BAŞARININ KİLİT TAŞI

İnsan kaynağının şirketlerin elindeki en değerli kaynak ve sürdürülebilir başarının ‘kilit taşı’ olduğunu belirten Taşçı Firuzbay, “Dolayısıyla sahip olduğu yetenekleri elinde tutamamak ve yeni yetenekleri bünyesine katamamak bir şirketin bugününü ve geleceğini doğrudan etkiliyor. “Büyük istifa” gibi akımları bir tehdit olarak görmenin ötesine geçip, daha iyi bir çalışan deneyimine odaklanan, çalışanın kendisini gerçekleştirebildiği kapsayıcı, hakkaniyetli ve çeşitliliği sağlamış bir kurum kültürüne sahip olmaları gerekiyor. Bu değişime direnen liderlerin şirketlerinin geleceklerini tehlikeye attıklarını da söyleyebiliriz” diye konuştu.

BAŞARININ ANAHTARI ‘ANLAM YARATMAK’

Taşçı Firuzbay bu noktada alınması gereken önlemleri de şöyle sıraladı;

Çalışma pratikleri ve çalışan beklentileri değişmeye devam ederken, liderlerin değişen trendlerin ve bunların potansiyel etkilerinin farkında olması çok önemli. Özellikle işgücüne Z kuşağının da dahil olmasıyla, birçok kurumda dört farklı kuşağın aynı anda iş gücünde olduğunu görüyoruz. Bu kurumları yetenekler açısından tercih edilebilir kılmak için çözüm daha katılımcı, kapsayıcı, iletişimi daha kuvvetli bir çalışma ortamı yaratmaktan, çalışanların endişelerini dinlemekten, çalışanların kendilerini geliştirmelerine imkân sağlamaktan, sosyal fayda sağlayarak ‘anlam’ yaratmak geçiyor.

HAYATLARINDA NE YAPMAK İSTEDİKLERİNİ FARK EDİYORLAR

Büyük istifa dalgasının pandemi ile insanların hayatın anlamını biraz daha sorgulamaları, hayatta ne yapmak istediklerini fark etmeleriyle birlikte daha çok ön plana çıktığını anlatan BC Consulting Kurucusu, Endüstri ve örgüt psikoloğu Banu Koç Çakan da, “Aslında çok yıpratıcı ve hırçın iş dünyasının özellikle ilişkiler boyutunda insanları çok yıpratıyor ve özel hayatlarını yaşanmaz hale getiriyor. İnsanlar kendi hayatlarında ‘ben ne yapıyorum’ sorusuna cevap aramaya başlıyor, çalışsam da ne uzuyorum ne kısalıyorum diye düşünüyor. Bir yandan da sağlıklarını düşünüyor. Bütün bunların sonucunda insanlar yaşamda var olması çabası içerisinde istifaya yöneliyor” diye konuştu.

YAZ YAKALILAR DA DAHA YAYGINLAŞIYOR

Özellikle beyaz yaka denilen eğitimli, yetişmiş, şirketlerde belirli noktalara gelmiş insanların istifa dalgasında yer aldıklarını dile getiren Çakan, “Ne yapmak istediklerinin farkına vardıklarında o çemberin dışına çıkma çabasına giriyorlar. Bu aslında çok kıymetli bir çaba. Mesela iş hayatının son dönemlerine gelen başarılı insanların konuşmalarına baktığınızda söyledikleri üç şey dikkat çeker. Sevdiklerinize daha çok zaman ayırın, daha çok gezin ve sevdiğiniz şeylerden kendinizi mahrum etmeyin derler. Artık bu tavsiyeler hayata geçmeye başladı” vurgusu yaptı.

ÇALIŞMA HAYATI YENİDEN ŞEKİLLENECEK

Büyük istifa dalgasının şirketlerin varlığını tehdit eden bir durum olduğunun da altını çizen Çakan sözlerini şöyle sürdürdü; “Bu yüzden artık şirketler çalışma yapılanmalarını değiştirmeye, farklı çalışma yöntemleri geliştirmeye başladı. Çalışanlar artık yaptıkları işlerin kendi hayatlarına da bir şeyler katmasını önemsiyor. Bu nedenle artık iş hayatının şeklinin değişmesi gerekiyor. Önceki kuşaklar gibi bir adanmışlık istenmiyor. Çalışanlar artık ‘ben ne yapıyorum’ sorgulamasını yapıp hayatlarında başka noktalar bulmaya çalışıyorlar, istifa edip kendi istedikleri yolda gidiyorlar. Aslında bunu yapmaları da gerekiyor. Türkiye’de de bu durum yaşanıyor.”

patronlardunyasi.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir