“`html
Octopath Traveler 0’ın Nintendo Switch 2 inceleme kopyası, Square Enix tarafından Atarita’ya teslim edilmiştir.
Sevgili okurlar, Octopath Traveler 0 inceleme yazımıza hoş geldiniz! JRPG türüne ve Japon oyunlarına olan ilgimi biliyorsunuzdur. Bu yüzden, Octopath Traveler serisine henüz yönelmemiş olmak beni hem şaşırttı hem de biraz üzdü. Fakat Dragon Quest üçlemesini tamamlayarak ardımda bıraktığım maceralar benim heyecanımı artırdı. Octopath Traveler 0’ın, önceki iki oyundaki eksikleri telafi etmek adına yeni hikayeler sunduğunu düşünerek oldukça meraklanmıştım. Gelin, heyecanla beklediğimiz oyunun ruhunu derinlemesine inceleyelim!
JRPG Dünyasında Ne Kadar Çok Oyun Var…
Genelde incelemelerime başlarken, o türle olan nostaljik bağımı paylaşırım ama, Atarita’nın Japon Oyunları Genel Müdürü olarak bunu pek de dile getirmem gerekmiyor değil mi? JRPG’ler benim için çok özel. Ancak artık bu türün fazlasıyla üretilmesi de dikkatimi çekiyor. Hatta Clair Obscur: Expedition 33 gibi alternatif örnekler bile bu kategoriye girebilir.

Octopath Traveler serisinin de bu az çok türün kalıplarına tabii olduğunu düşünüyorum. Artık JRPG türünde yenilikçi bir şeyler görmek zor bir hâl aldı. Zira, çoğu oyunun hikaye kurgusu pek de farklı değil. Uzun zamandır bu duruma karşı duyduğum sıkıntı gittikçe arttı. Peki, acaba Octopath Traveler 0 bu durağanlığı kırabiliyor mu? Önce hikayeyle başlayalım!
Evet, döngüyü gerçekten kırmış!
Başlamadan önce hikaye kısmını genellikle detaylandırırım, ama bu kez biraz kısaltacağım; çünkü aslında olay oldukça basit. Biz, Wishvale köyünün sakinleri olarak, festival hazırlıkları yapıyoruz. (Aman Tanrım, bir oyunda prolog kısmında etkinlik hazırlıyoruz, acaba neler olacak?) Bu klişe durum beni düşündürüyor. 2026 yılındayız, biraz insaf değil mi?

Sonrasında, köyümüze gelen düşmanlar, efsanevi bir yüzüğün burada olduğunu öğreniyor ve bunun peşinden geliyor. Elbette ki köylüler yüzüğün ne olduğuna dair bir bilgiye sahip değil, bu yüzden menzilimize geliyorlar ve köyü büyük bir kaosa sürüklüyorlar. Bu küçük kasaba gelen düşmanlar, sevdiklerimizi kaybetmemize ve köyün tahrip olmasına neden oluyor. O yüzüğün bize geçmesiyle birlikte, geçmişimizi yok edenlerin intikamını almak için yola çıkıyoruz. Velhasıl, Wishvale’i yeniden inşa etme süreci de bu hikayeyle başlıyor.
Bu hikaye tasarımı pek fazla yenilik arayışında değil; ama maalesef, benim canımı sıkan birkaç nokta var. Ana hikayede üç ana hedef var ve bunlara belirli bir sırayla gitmek istiyoruz. Fakat biri diğerine göre çok daha güçlü olabiliyor. Yani, bir görevden vazgeçip diğerine geçmek zorunda kalabiliyorsunuz. Böyle bir hibrit yapının mantığını pek anlayamadım ve tam bu noktada daha çizgisel bir yapıda ilerlemeyi tercih ederdim. Sunum ve karakterler etkileyici ama içerik olarak yeterince derinlik sunmamışlar.
Görev yapısı ve açık dünya.
Şimdi yarı açık dünya kavramına değinelim. Oyun, tek bir harita üzerinden inşa edilmiş ve çeşitli bölge geçişleriyle birbirine bağlı. Bu bağlamda sürekli zindan ve yerleşim arayan bir atmosferde kendinizi buluyorsunuz. Yerleşim alanları, aynı zamanda hızlı seyahat noktaları ve kaydetme alanları olarak işlev görüyor. Ayrıca, bu lokasyonlar üzerinden yan görevleri de başlatmak mümkün. Karakterlerle iletişim kurup geçmişlerine dair bilgi edinmek, onları ekipte yer alması için ikna etmek de son derece eğlenceli bir sistem sunuyor.

Yan görevlerin bizlere sunduğu şeyleri de unutmamak gerek. Wishvale köyünü yeniden inşa etme yolunda, bazen, “o gece hayatta kalanlar da var, onları da ekibimize katmalıyız” fikriyle ilerleyen bir görev zinciri açıyoruz. Bu görevleri tamamlamak, sadece kaybettiğimiz karakterleri geri kazanmakla kalmayıp, aynı zamanda oyun dinamiklerini de kolaylaştırıyor. Genel yapısı itibarıyla, belirli bir yere gidip, kurtarılması gereken karakterleri istediklerini yapmak için ikna etmek üzerine kurgulanmış aktiviteler var. Biraz tekrar eden bir yapı olsa da oldukça eğlenceli.
Wishvale’in Şehircilik ve Turizm Bakanı
Oyunda, kendi mini şehir inşa etme simülasyonu yer alıyor. Sadece otomatik sahnelerle hikaye anlatımını sürdürmekle kalmıyor, oyuncunun zevkine göre yeni tasarımlar ve binalar inşa etme imkanı sunuyor. Oyun tam bir yaşam simülasyonu biçimine dönüşmese de her yeni karakter, savaşlarda etkili olacak eşyalar oluşturma gibi görevlerle entegre ediliyor.

Ayrıca, tasarım menüsü aracılığıyla inşa ettiğimiz binaları dilediğimiz gibi yerleştirebiliyoruz. Oyunda yeni karakterleri de köyümüze davet ettiğimizde, onlara uygun evler yapıp nüfusu artırabiliyoruz. Yeniden hayata dönen bir köy konsepti oldukça çekici, ancak simülasyon kısmının biraz daha derinleşmesini beklerdim.
Sıra tabanlı dövüş sistemi: Var mı bir fark?
Octopath Traveler 0, sıra tabanlı bir dövüş mekanizmasına sahip. Eğer bu tarz bir sistemi pek sevmiyorsanız, muhtemelen yine de aynı hissiyatı yaşayacaksınız. Oyun, sıradan JRPG hayranlarına yönelik bir yapım. Oynanışın önemli bir kısmı, rakiplerin zayıf noktalarını çözmek üzerine kurgulanmış. Her yenilhiş savaştan sonra daha yoğun ve uzun süren mücadeleler ortaya çıkıyor.

Aslında bu sistem, eğlenceli bir yapıya sahip olsa da, yan etki olarak eski bir taktik haline gelebiliyor. Her savaşın temel mantığını anladığınızda, savaşlar yavaş ve tekrarlayan bir hal alıyor. Bunun yanı sıra, saldırı haklarımız biriktikçe açılan ekstra özellikler de savaşları belirgin bir şekilde canlandırıyor. Yani, Final Fantasy oyunlarını çağrıştıran yüzük güçleri de bu monotonluğu kırmakta oldukça yardımcı olabilir.
Görsellik ve teknik detaylar
Octopath Traveler 0’ın görselliği, 2D-HD, el çizimi ve piksel sanatı gibi tasarımlarla zengin bir deneyim sunuyor. Karakterler, manzaralar ve animasyonlar beni oldukça etkiledi. Teknik açıdan ise herhangi bir hata ile karşılaşmadım ve Nintendo Switch 2 üzerinde 60fps ve 1080p kalitesinde oynadım. Uzun bir oyuna göre ekip iyi bir iş çıkarmış durumda.

Sonuç olarak, Octopath Traveler 0, bildiğimiz ve sevdiğimiz JRPG dinamiklerini koruyor. Elbette bazı eksiklikler mevcut ve uzun oynanışta daha akıcı savaş sistemleri beklerdim. Hikayeye dair eleştirilerimse daha öznel. Genel olarak oyunun sonucundan memnun kalarak ayrıldım. Nihayetinde, Japon geliştiricilerin kalemlerinin bir gün daha derli toplu hale geleceğine inanıyorum. Okuduğunuz için teşekkürler, hoşça kalın!

Octopath Traveler 0 İnceleme yazısı ilk önce Atarita – Türkiye’nin Oyun Medyası üzerinde yayımlanmıştır.
“`